Çocuk Pornosu

Çocuk Pornosu

 

Son günlerde çocuk pornosu ‘na yönelik ilginin arttığına dâir haberler medyada geniş şekilde yer almakta. Haberlere göre, bu siteleri ziyaret eden, bunları arşivleyip ve dağıttıkları için yakalanıp gözaltına alınan kişilerin sayısı artış göstermekte.

 

15 Aralık 2006 tarihli Milliyet Gazetesi’nde Şükran Pakkan’ın haberi şu şekilde: 

“Türkiye, hızla yaygınlaşan internetle birlikte, sanal ortamda çocuk pornosu tehlikesiyle de tanıştı. Ardı ardına yapılan operasyonlar çocuk pornosundaki artışı ortaya koyarken, emniyet birimlerinin verdiği bilgilere göre, Türkiye’de son bir yıl içinde 50 ayrı ilde çocuk pornosuna ilişkin operasyon yapıldı. Yüzlerce kişi takibe alınırken, operasyon sayısı bir yılda 2.5 katı arttı. Türkiye’de çocuk pornosundaki asıl tablo, emniyetin bilişim suçları merkezleri kurmasıyla ortaya çıktı. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, 2004′te 6 ülkeyle yapılan işbirliği sonucunda 11 ilde operasyon yapıldı. Yakalananlar tutuksuz yargılandı. Geçen yıl, 12 ülkeyle yapılan ortak çalışmalar sonucunda, 20 ilde operasyon yapıldı. Bir kişi tutuklandı. Bu yıl ise 20 ülkeyle yapılan işbirliği sonucunda 6 kişi tutuklandı. TCK’nın 226. maddesinin çocuk pornosunu izlemeyi de suç hâline getirmesinin ardından, hakkında kovuşturma yapılanların sayısı hızla yükseldi. Yasaya göre, çocuk pornosu izleyenin yanı sıra, kopyalayan ve başkasına gönderen de 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanabiliyor.”

 


Bu eğilimin arkasında yatan nedenler nelerdir, bu kişiler pedofilik midir?


Pedofili, günümüz psikiyatri sınıflandırma sistemlerinde “parafililer” yâni “cinsel sapkınlıklar” ana kategorisi altında ele alınır.

Parafililer çok çeşitlidir. Parafili (paraphilia) sapkın sevgi veya normâl dışı bir nesneye karşı duyulan aşk ve cinsel yönelim anlamına gelir. Yâni bu cinsel sapmaya sâhip olanlarda cinsel davranışın niteliği veya nesnesi değişiklik gösterir. Bâzı parafililer boşanma davası için diğer eş tarafından anlatılınca (kadın ayakkabılarından heyecan duyan ve bu sebeple binlerce çift kadın ayakkabısı bulunduran bir koca) veya hırsızlık sebebiyle yakalanınca (çaldığı kadın iç çamaşırlarından heyecan duyan ve komşusunun külotunu asılı olduğu ipten çalarken yakalanan bir adam) ilk defa ortaya çıkar; bu iki vak’a parafililerden biri olan fetişizmin tipik örnekleridir.


Ürofili (idrar içmekten hoşlanma), korpofili (büyük abdest yemekten hoşlanma), nekrofili (ölülerle seks yapmaktan hoşlanma) gibi acayip ve tiksindirici parafililer genellikle şizofreni veya ağır kişilik bozukluğu olan kişilerde görülür. Gerofili (yaşlılardan hoşlanma) de benzer bir durumdur…


Belki de en çok rastlanan parafili türü olan pedofilide çocuklara karşı tekrarlayıcı cinsel dürtü hissetme ve tahrik edici fanteziler ortaya çıkar. Bâzen de fücurla (incest: yakın akrabalar arası cinsel ilişki) iç içedir. Sırayla en çok rastlananlar arasında baba kız, baba oğul, anne oğul, nâdiren de anne kız pedofilik fücur vak’alarına rastlanmaktadır.

 


Günümüz Amerikan Psikiyatrisi teşhis kriterlerine göre pedofilinin târifi:


En az 6 ay süre ile bulûğ (13 yaş) öncesi çocuklara karşı cinsel dürtüler, uyarılma fantezileri veya eylemler ile belirlidir. Kişi, bu cinsel dürtülerine göre davranır veya bu nedenle belirgin sıkıntı duyar. Sosyal ve meslekî uyumu bozulur. Hasta en az 16 yaşındadır ve çocuktan en az 5 yaş büyüktür. Bu tanımlama çocuklara sâdece davranışsal olarak arada bir sarkıntılık yapıp, eşlik eden cinsel dürtü ve uyarılma fantezisi târif etmeyen ve bu sebeple de meslekî ve sosyal uyumunda bozulma görülmeyen kişilerin pedofili teşhisi almalarını dışlamaktadır.


Söz konusu olan tanı kriterleri bu gruptaki kişileri teşhis hâricinde bıraktığı için bâzı otoriteler tarafından eleştirilmektedir. Bu yönden, sâdece “çocuklara sarkıntılık etme davranışı” ayrıca ele alınmaktadır. Söz konusu olan saldırganlık davranışlarının erkeklerde kadınlara göre daha fazla görüldüğü bilinmektedir (1). Birkaç sarkıntılık girişiminden sonra kişide cinsel dürtü ve uyarılma fantezilerinin ortaya çıkması durumunda, başka çocuklara karşı da bu yönde eyleme geçme davranışının görülebileceği ihtimali akla getirilmelidir.


Ayrıca, ABD için geçerli kabûl edilen bu kriterlerin her kültür için geçerli olmadığı da bir vâkıadır. Meselâ Ortadoğu kültürlerinde sık rastlanan beşik kertmesi âdetinde 12 yaşında bir kızla 16 yaşında bir erkek çocuğun evlendirilmesi veya 70 küsur yaşındaki bir adamın başlık parasını verdikten sonra 13 yaşında kızla “imam nikâhıyla” evlenmesi hiç de ender rastlanan şeyler değildir. Özellikle bu sonuncu örneğin benzerlerine memleketimizde de çok rastlandığından, bu kişilerin genellikle de çok eşli (poligam) oldukları ve diğer karılarının değişik yaşlardan olduğu dikkate alınacak olursa, gerçekten pedofil sayılamayacakları rahatça iddia edilebilir.

 


Pedofiliklerin cinsel tercihlerinde çocuklara yönelmelerinin sebebi nedir?


Bu konuda izah en fazla yaş farkı gözetmemelerine veya daha çok çocuklara karşı cinsel uyarılma yaşamalarına atfedilmiştir. Bu kişilerin çocukların davranışlarını hatalı bir bilişsel çerçeve içinde değerlendirdikleri, onların bâzı davranışlarını seksüel açıdan dâvetmiş gibi yorumlayabildikleri bilinmektedir.

Ayrıca, çalışmalara göre çocuklara sarkıntılık eden çoğu kişi çocukluklarında kendilerinin de bu konuda kurban olduklarını iddia etmişlerdir. Yine çalışmalar, bu kişilerin çocukluklarında kalitesiz nesne bağlılıkları (attachment) yaşadıkları ve genellikle yalnız kişiler olduklarını, genel olarak eşduyum (empati) sorunu yaşadıklarını göstermiştir. Âilelerinde genellikle dengesiz iletişim, ihmâl, fiziksel tâciz ve şiddet gördükleri tesbit edilmiştir (1,3).


Günümüzde ise bir kişiyle erotik bir münasebet sonucunda cinsel uyarılma yaşamaktan ziyâde, cinsel arzunun porno film seyrederek ortaya çıkartılması, uyarılma için daha çok bu yolun tercih edilmesi ve bu uğurda çok fazla zaman geçirmek şeklinde âdeta bir “pornofili” yaşanmaktadır.

Pornografi, cinsel saldırıya yönelik duyguları tetikleyebilme potansiyeline sâhiptir. Bilimsel çalışmalar sarkıntılık eden kişilerin genel olarak ve eylemden önce mütecavizlere kıyasla daha sık olarak pornografi seyrettiğini ve bu kişilerin cinsel sarkıntılık öncesinde pornografiyi mastürbasyon fantezileri için kullandıklarını göstermiştir (1).


Tabiîdir ki, bu şekilde porno film seyreden herkes “pedofilik” veya “cinsel yolla sarkıntılık eden” kişiler değildir. Bu işi sâdece ticarî hedef güderek yapanların sayısı da giderek artmaktadır. Zira bu kişiler bu tip filmlerin pazarlanmasından, bunlara yönelik internet siteleri kurulmasından büyük paralar kazanılmaktadır. Bu sitelere birçok insan sâdece merak ettiği için veya vakit geçirmek amacıyla girebilmektedir. Talep arttıkça bu konudaki arz da doğal olarak artmaktadır.

 


Pedofilik olmayıp sâdece merak amacıyla bu sitelere giren insanları buna iten sebepler ne olabilir?


—Hızla küreselleşen (globalization), hâttâ küreyelleşen (glocalisation) dünyamızda internet kullanımı sınırsızca genişlemektedir. İnsanlar interneti araştırma amacı olarak kullanmanın yanı sıra, zaman geçirmek, “sörf yapmak” amacıyla da kullanmaktadır. Birçok siteye ulaşabilmek hiç de zor değildir. İş hayatında, özel hayatında çok sıkılmış veya yorulmuş olan çoğu insan sâdece merak amacıyla sırf vakit geçirmek için çocuk pornosu sitelerine girebilmektedir. Hâttâ bu konudaki haberlerin gündeme gelmesi dahi bu “ziyaretleri” patlatmaktadır.

 

—Medyada çıkan internet ve çocuk pornosu konularındaki çeşitli haberler sayesinde, insanlarda bu konuya yönelik merak kaçınılmaz olarak artmaktadır. Zilbergeld’in araştırmasına göre cinsel öğrenmenin çoğunluğunun, medyadaki özellikle erotik sanat dalındaki cinsel tasvirlerden, pornografiden, popüler edebiyat, film ve televizyondan köken aldığı saptanmıştır (2).

 

—Karşı cins ilişkilerinde sorun yaşayan, bu konuda tükenmişlik duygusu içinde olan bâzı kişiler, duygusal tatminsizliklerinden geçici bir süre uzaklaşmak için bu tip sitelere girebilmektedir.

 

—Günümüz insanı modern teknoloji sâyesinde arzu ettiği pek çok şeye kolaylıkla erişebilmektedir. Hızla tüketilen değerlerin mevcudiyeti insanları ağır bir yalnızlık duygusuna ve tatminsizliğe itebilmektedir. Bu durumdaki insanlar bu tatminsizlik duygusu içindeyken bu tip fantezilere ve arayışlara başvurabilirler.

 

Hiç unutulmamalıdır ki bir sahada arz varsa talep de kaçınılmaz olarak gelir. Bu durumu ise bir daire-i fâside (kısır döngü) izler. Çocuk hakları açısından değerlendirecek olursak, bu tip filmler ve görüntüler çocuk haklarına kesinlikle aykırı olup, çocuğun cinsel istismarı söz konusudur.

 

Şu anda Türk Ceza Kanunu’na göre ülkemizde çocuk pornosunu seyretmek, kopyalamak, arşivlemek ve başkasına göndermek suçtur. TCK 226. maddesine göre müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi 5 ilâ 10 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran veya başkalarının kullanımına sunan kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

 

Yetişkin pornografisinin, kişinin cinsel hayatında kullandığı tek fantezi ve doyum kaynağı olmamak kaydıyla, bir noktaya kadar cinsel fantezilerin yerleşmesine ve cinsel bilginin öğrenilmesine katkısı olabilir.


Ancak, çocukların bu tip filmlerde kullanılması, bunların seyredilmesi ve çoğaltılması çocuk hakları açısından son derece ağır bir istismar şekli olup bu tip filmlerin seyrettirilmesini azmettirmek toplum ruh sağlığımız açısından son derece sakıncalı bir durum ve suçtur. Çocukluk çağında cinsel istismara, tâcize veya tecavüze uğramış bireylerin hayat boyu süren ilişki, kişilik ve akıl sağlığı sorunları yaşadıkları da ispatlanmıştır.

Mes’elenin bu yönü de dikkate alındığında, pedofiliyi kışkırtacak her şey de suçtur.

 

Kaynaklar
1. Sexual Deviance: Theory AssessmentTreatment. D. Richard Laws, William O’donohue, 1997. The Guilford Press. New York, p.335-336, 152-161.
2. Sex RolesPsychopathology; Cathy Spatz Widow, 1984. Plenum Pres, New York, p. 258.
3. Psychosexual Medicine – an Introduction. Ruth Skrine, Heather Montford, 2001. Arnold, p. 171-173.

 

 


 

 

Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

^