Vefatla İlgili Olarak Kayıplar Hakkında Çocuklara Ne Şekilde Denilmeli

 

Vefatla İlgili Olarak Kayıplar Hakkında Çocuklara Ne Şekilde Denilmeli?

 

Vefatla ilişkili kayıpların yaşanması durumunda çocuk bir nesne kaybı yaşar.

 

Çocuklar, kaybedilen nesneyle geliştirilmiş olan bağın kuvvetine ve içinde bulunulan ruhsal gelişimin düzeyine göre “vefat ve kayıp” kavramlarını farklı şeerde yaşarlar.

Ebeveyn kaybı durumunda (anne yâhut baba), çocuklar yaş gruplarına göre ne yaşarlar:


İlk 2 yaş içinde, eksik olan ebeveynin yokluğunu mutlak şekilde hissederler. Önceleri huzursuz ve sinirli olup, kolay ağlarlar. Konuşabildikleri kadarıyla “anne” veya “babalarını” ağlarken isterler yâhut onları sorabilirler. Kolay teskin edilemezler. 2 ilâ 3 hafta kadar sonra, durgunluk, isteksizlik, keyifsizlik hâli kendini gösterir. Uyku ve iştah düzeni bozulur.
Bunu takiben, durgunluk ve içe kapanma dönemi baş gösterir. Anne veya babasını sormaz ve aramaz olur. Bu yaş döneminde, kaybedilen şahsın uzak bir yere çalışmaya gittiğini söylemek, resimlerini göstermek, işinin uzun sürebileceğinden bahsetmek en uygun ebeveyn tutumudur. Çocuk, yaklaşık olarak iki aydan sonra kaybedilen şahsı sormamaya başlar.
Âilenin genel desteği ve ilgisi yeterliyse, sâdece kaybedilmiş olan şahıstan bahsedildiği zaman durgunlaşıp, onun hâricinde günlük hayatını sürdürür. Şâyet çocuğa bakım verilmesi ve sosyal destek konusunda yetersiz kalınırsa, yavaş yavaş “uzun süreli anne mahrumiyeti” (hospitalizm) tablosu yerleşmeye başlar.

 


3 yaşından itibâren, anne veya babasının nerede olduğunu sorgular. Onu görmek için elinden gelen her yönteme başvurur. Bu yaşlarda da, kaybedilen şahsın yukarıda ifâde edildiği üzere uzak bir yerlerde olduğundan bahsetmek en uygunu olacaktır. Fotoğraflar ve video kayıtlarla kaybedilmiş olan şahıs hakkında konuşmak ve çocuğu konuşturmak rahatlatıcı olacaktır. Bu yaşdaki çocuklar da kayıp duygusuyla ilgili olarak daha küçük çocuklarla aynı safhaları yaşarlar.

 


4 yaşından itibâren vefat ve ölüm kavramları çocuğa izah edilebilir. 4 ilâ 6 yaş arasında vefatın ne şekilde gerçekleştiğini (trafik kazası, vurulma, kanser veya kalp krizi vb.) açıklamaktan ziyâde, çocuğun anlayacağı kadarıyla ölüm kavramını açıklamak daha doğru olacaktır. Bu yaşlarda ölüm kavramını izah etmenin en uygun şekli, “kaybedilen şahsın çok uzak ve güzel bir yerde olduğu, ulaşılabilir olmadığı, ancak çocuk mutlu olursa, güzel şeyler yaparsa, öpücük yollarsa, sevdiğini söylerse, onun bunu mutlaka göreceği ve hissedebileceğini” anlatmaktır.
Bu yaşlarda da çocuklar genellikle önce ağlayarak tepki verirler. Daha sonra uygun âile desteğiyle, alışılagelmiş hayatlarını sürdürürler. Bu yaşlarda da, fotoğraflar ve video kayıtlarının çocuk sordukça ve istedikçe gösterilmesi, beraberce paylaşılması büyük önem taşır. Çocuk kaybedilen kişi hakkında konuşmak istediği veya soru sormak istediği zaman ona açıklayıcı ve net cevaplar verilmeli, içini dökmesi temin edilmelidir. Ağlamak istiyorsa bu duygusu engellenmemeli bu kaybı ihtiyaç duyduğu kadar dile getirip işlemesi desteklenmelidir.

 

6 ilâ 7 yaşından sonra, yine yukarıda ifâde edildiği gibi, ölüm kavramının anlatılması, ölüm şeklinin ana hatlarıyla açıklanması, âilenin dinî inancına göre vefat eden kişi hakkında dua etme şeerinin öğretilmesi en uygun ebeveyn tutumudur. Çocuk bu konuda konuşmak veya ağlamak istediğinde susturulmamalı, ihtiyacı olduğu kadar bu konuyu dile getirmesine zemin hazırlanmalıdır. Fotoğraflar ve video kayıtları istendiği zaman beraberce gözden geçirilebilir. Başucunda veya cüzdanında kaybedilmiş şahsa âit bir fotoğrafın taşınması rahatlatıcı olabilir.
Kabir ziyaretleri için en uygun yaş 6 ilâ 7 yaşlarından sonra başlar. Naâşın çocuk tarafından görülmesi hiçbir yaştaki çocuk için uygun değildir; cenaze törenine götürülmesi konusu ise âit olduğu inanç grubuna göre belirlenir.

 


Duygularını ifâde etme yaşına gelmiş olan çocuğun hislerini kendi istediği zaman paylaşması, bu konuda susturulmaması veya konuşmaya zorlanmaması genel prensipler arasında yer alır. Kayıp olan anne veya babanın yerine geçecek temsili bir özdeşim-benimseme figürü ve bağlantı nesnesinin (anne kaybında teyze, hala, büyükanne, baba kaybında ise dayı, amca, büyük baba gibi) devreye girmesi çok önemlidir. Buna ek olarak, genel âile desteğinin eksiksiz olması çocuğun ruhsal gelişiminde ortaya çıkabilecek olan sorunları en aza indirir.

 

Büyükanne yâhut büyükbaba gibi âile büyüklerinin kaybında veya çocuk açısından önemli olan başka benzer kayıplarda da yukarıda anlatıldığı gibi davranmak uygun olur.

DSM-IV-TR’ye göre, normâl sınırlarda kabûl edilebilecek yas (mâtem) süresi 2 ay olmakla beraber, çocuk ve ergenlikte bu sürenin bir sene alabildiğine dâir gözlemlerimiz vardır.

 

Yaşanan kayıpla ilgili olarak, çocuğun günlük sosyal ve akademik işlevselliğinin bozulması, uyku ve yeme düzeninin kalıcı olarak olumsuz şekilde etkilenmesi, ısrarcı şekilde kaybedilmiş olan kişinin yanına gitme hayâlleri, hayattan keyif almama ve karamsar ruh halinin baş göstermesi, yas reaksiyonunun depresyon tablosuna dönüştüğünü düşündürür. Çocuk açısından önemli objelerin kaybında, hiç vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen psikiyatrından yardım alınması gereklidir. Yas tepkisine çocuğun tüm sosyal atomu ele alınarak müdahale edilir. Âileye nasıl davranmaları konusunda eğitim verilir. Çocuğa bireysel başa çıkma stratejileri verilir ve destekleyici psikoterapi programları uygulanır. Depresif tablonun eklenmesi durumunda, buna yönelik ek tedavi yöntemlerine başvurulur.

 

Özetle, çocuğun hayatındaki önemli nesnelerin kaybı durumunda, ruhsal açıdan örselenmesini en aza indirmek üzere, psikiyatrik desteğin çok büyük önemi vardır.


 

 

Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

 

 
 
^