Çocuklarda Ergenlerde ve Gençlerde Televizyon Seyretme Alışkanlığı

 

Çocuklarda Ergenlerde ve Gençlerde Televizyon Seyretme Alışkanlığı

 

Günümüzde bu denli çok sayıda televizyon kanalları, uydu yayınları, yüksek teknolojiyle üretilmiş televizyonlar mevcutken, zamanımızın önemli bir dilimini kaplamakta televizyon programları…

 

Hele “High Definition” ve refakatçisi olan “blue DVD” teknolojisiyle ekranlar daha da şenlenecek. Bunları da üç boyutlu, “virtual reality”’nin gerçeğin ta kendisi gibi yaşanacağı ultra-teknoloji takip edecek…


Bu kadar çeşitli olunca, doğal olarak her program çocuk ruh sağlığı açısından sağlıklı olamamakta…

 

Çocukların yaşlarına göre günde kaç saat televizyon seyretmeleri uygundur:

 


—İlk 3 yaştaki çocukların televizyon seyretmeleri, sosyal gelişimi ve iletişimi maskelemesi sebebiyle, doğru değildir. Çocuğu bir an için oyalamak adına, sâdece çok kısa süreli olarak uygun çocuk programları, şarkı veya reklâm filmi seyrettirilebilir.

 


—4 ilâ 6 yaşları arasında, okul öncesi döneme yönelik eğitici-eğlendirici çocuk programları, çizgi filmlerin seyredilmesi uygundur. Günde en fazla 2 saatin televizyon başında geçmesi doğru olur.

 

—7 ilâ 10 yaşları arasında da bu yaşlara yönelik eğitici-eğlendirici çocuk programları ve çizgi filmlerin, uygun müzik, san’at ve doğa programlarının, eğitici dokümanterlerin seyredilmesi doğru olur. Bu yaşlarda, derslerden önce ve/veya sonra olacak şekilde, âile tarafından organize edilmek kaydıyla, günde 2 saati aşmayacak şekilde televizyon seyredilmesi uygundur.

 

—11 ilâ 17 yaşlarında, tüm yukarıda sayılanlara ek olarak, yetişkinlerin seyrettiği programların arasından âile içinde özel olarak seçilenler seyrettirilebilir. Televizyon dizileri 11 yaşından itibâren seyrettirilebilir, ancak yaş dönemine göre uygun olmayanlar mutlaka elenmelidir. Seyrettirilecek olan programlar, ders çalışma ve sınavlara hazırlanmayı engellemeyecek şekilde seçilmeli, yine günde 2 saati aşmayacak şekilde ayarlanmalıdır.

 


Hangi tip çizgi filmler ve dizilerden kaçınılması uygundur:

 


Aşırı derecede şiddet içeren, her çeşit ahlâkî yozlaşmayı gözler önüne seren filmler, çocuk ve ergenlerin seyretmesi açısından hiç uygun değildir. Bu yaşlar, çocuk ve gençlerin, öne sürülen toplumsal rol modelleriyle özdeşim-benimseme yaptıkları dönemlerdir.

 

Film kahramanlarının giyimlerini, tarzlarını, davranış şeerini, değer yargılarını benimseme eğilimi gösterdikleri için, çocuk ve gençlerin bu tip filmleri seyretmeleri uygun değildir. Gençler arasında çeteleşmelerin ve saldırganlığın artmasında bu tip film ve programların büyük tesiri vardır.

 

Tüketim toplumu olmamızı destekleyen, kişiler arası ve büyüklere yönelik saygının korunmasını olumsuz şekilde etkileyen filmler, zaman içerisinde tatminsiz, mutsuz, marka merakı adına neredeyse her şeyi yapabilecek şekilde davranan bir toplum olmamızı desteklemektedir.

 


Sürekli gergin ve mutsuz âile içi ve sosyal ilişkileri yansıtan bazı programların sunduğu başa çıkma stratejileri, gençlerimizde buhranı, alkol ve madde sûiistimâlini, sosyal ilişkilerdeki sorunları tetikleyebilmektedir.

 


Anlamlı bir şeyler düşündürmeden sâdece seyretme bağımlılığı yaratan bâzı programlar, gençlerimizi ders çalışmak, sosyalleşmek, spor ve san’at faâliyetleri gibi önemli etkinliklerden uzaklaştırabilmektedir.

 


O hâlde ne yapmalıyız? Televizyonu çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatında sıfırlamalı mıyız?


Söz konusu olan programlar yaşamakta olduğumuz bir kesiti yansıttığına göre, çocuklarımızın televizyon seyretmesini engelleyerek, onları bir fânusun içinde barındırmamız çok gerçekçi olmayacaktır. Ancak, târif edildiği üzere seyredilen bu programları yaşa göre seçmek ve zaman sınırlaması getirmek çok önemlidir. Seyredilen programlar üzerinde âilece tartışmak, ebeveyn olarak kendi hayat görüşlerimizi çocuklarımızla paylaşmak sosyal yönden son derece eğitici olacaktır.

 


Özetle, televizyonu âile içi iletişimin ve diğer sorumlulukların önüne geçirmemek, verilen mesajları kendi değer yargılarımızın süzgecinden geçirerek çocuklarımıza ulaşmasını sağlamak, çocuklarımız için eğitici ve düşündürücü etkisi olan programları seçmek toplumsal ruh sağlığımız açısından son derece önemlidir.

 


 

 

Uz. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat

^